Silkele Bebeğim
“Silkele bebeğim,
haydi, dön ve bağır” *
*şarkı John Lennon
tarafından söylenmiştir
Güney Hindistan’da küçük bir kasabadayım. Hava boğucu. Öğleden sonra olmuş ve ufacık, toprak
zeminli bir odada, dört başka kişiyle beraber paslı
metalden bir banka oturmuş doktoru bekliyoruz. Arkadaşıma destek olmak için geldim. Son bir haftadır kendini hiç iyi
hissetmiyordu. Bütün vücudunun
ağırdığını söylüyor, canı yemek yemek istemiyor ve sabahları uyanmakta zorluk
çekiyor. Sadece fiziksel olarak yorgunluk hissetmekle kalmayıp, aynı zamanda da
duygusal olarak çökmüş hissediyor kendini, tekrarlayan bir “ne yararı var ki?”
duygusu başının üstünde bir kara bulut gibi dolanıyor. En sonunda doktor bizi ofisine çağırıyor. Sorunun ne olduğunu soruyor ve arkadaşım da
kendini nasıl hissettiğini anlatıyor.
Sonra doktor cevabını bildiğimiz bir soru soruyor: Kendini daha iyi hissetmek istiyor musun? Ve
arkadaşım buna “evet” diye cevap veriyor. “O zaman kalk ve ayaklarını aç, dik
dur, kollarını aşağı sarkıt” diye emir veriyor, ve arkadaşım her ne kadar
doktorun sesinin tonundan irkilmiş olsa da dediklerini yapıyor. “Şimdi
titremeye ve silkelenmeye başla, sağ ayağını yerden kaldır ve silkele, sonra
sol ayağını, şimdi herbir elini ve kolunu, başını silkele, çeneni rahat bırak,
etrafta dolan, hareket et, yere yat ve yuvarlan, hareket et, vücudunu esnet,
durma, şimdi ayağa kalk ve tüm vücüdunu silkele” diyerek bir taraftan da el
çırpmalarıyla arkadaşıma tempo tutuyor. O arkadaşımı bu şekilde hiç durmadan en az beş
dakika boyunca hareket ettirip silkeletirken ben bir köşede oturmuş sadece
izliyorum. Sonra “Tamam, şimdi daha iyi
hissedeceksin, 20 rupimi verin lütfen” diyor. Ödeyip Ayurvedik klinikten çıkıyoruz- ikimiz
de kontrol edemediğimiz kahkahalara boğuluyoruz. Arkadaşım rahatsızlığından kurtuldu. Hastalığı
üzerinden silkeleyip attı diyebiliriz.
Yoga’nın kardeş ilmi sayılan Ayurveda, bir hastalığı
iyileştirmede başvurulacak ilk yol olarak çoğu zaman vücudunuzu silkelemeyi
tavsiye eder. Silkelenmek ilaç niyetine
kullanılabilir. İstemli bir
silkelenmyele sadece kan dolaşımını değil, prana dolaşımını da hızlandırıyoruz –
tüm hayatı oluşturan ve birbirine bağlayan evrensel enerji gücünü. Prana aktığı zaman, etkileri kendini daha iyi
hissetme, iyimserlik ve hatta ekstazi olarak hissedilebilir. Silkelenmek, hayatın temel canlılığını ortaya
çıkarmak için kullanılabilir: eski ve bilinçsiz varolma yöntemlerin
silkeleniyor ve sonrasında amaçlarını tekrar belirleyebiliyorsun, ki temelinde kapatma
fikri ve bunun pratikte uygulanması olan kısıtlanmiş bir kültürde bu radikal ve
devrimci bir davranıştan başka bir şey değildir- bu kapatma fikrinin bazı
örnekleri, hayatımızda normal olarak gördüğümüz her şey olabilir: entegre
tesislerdeki hayvanlar, kafeslerdeki kuşlar, tasmalardaki köpekler, atların
üzerindeki eğer ve dizginler, arazideki
çitler, sıra sıra ekilmiş ağaçlar, bonsai ağaçları, barajlı nehirler ve aynı
zamanda sıkışık apartman dairelerinde ve evlerde yaşayan insanlar, mülklerinin
çizgileri kesin sınırlarla belli, tabi bir de giydiğimiz elbiseler ve ayakkabılar
içinde hareket özgürlüğü engellenmiş bedenlerimizin kısıtlanmışlığı ve
kapatılmışlığı var.
Yoga’nın amacı mokşa’dır, yani özgürlük. Yoga uygulamaları sayesinde var olan kültürü
parçalara bölebilir, ve gerçekte olduğumuz yabani varlıkları yeniden
diriltebiliriz. Yoganın gelişmesi artan
şehirleşmeye karşı bir tepkiydi, ki bu şehirleşme hayvanları ve toprağı
sömürmeye odaklanmıştı – evcilleştirerek, köleleştirerek ve kapatarak – ve bu süreçte biz de evcilleştik, köleleştik
ve kapatıldık. Bugün birçok insan kendi
bedenlerinin içinde hapsolduklarını hisseder ve dolu dolu bir hayat yaşamanın
yollarını bulamazlar – kafalarında hapsolup boyunlarından aşağı bedenlerinin bilgeliğini
kabul etmezler ve sonuçta eğlence ve stimülasyonu tüketmekte bulmaya
çalışırlar- alışveriş, televizyon, yeme ve içme, hepsi sadece bir şeyler
hissedebilmek için.
Silkelenmeyi bir iyileştirme aracı olarak kullanmak yeni bir
şey değil ve oldukça evrensel. Nairobi
yakınlarında bir Masai köyündeyken Masai savaşçılarının yukarı aşagı zıplayıp
gülümsemeleri kahkahalara dönüşene kadar devam ettiklerini, ve bu yolla diğer
hayvanlar, toprak ve gökyüzü ile tekrar bağ kurduklarına şahit oldum. Pasifik Kuzeybatı Amerika kıyılarında,
silkelenip titremeyi Tanrı’yla doğrudan bağlantı kurmanın yolu olarak uygulayan
bir yerli Amerikalı Shaker ailesi ile yaşadım.
İstanbul’a gittim ve Sufi
dervişlerinin ölüm korkusuyla yüzleşip bu korkuyu alt etmek için saatlerce
döndüğünü gördüm. Yine de bu örneklerin
tümü maddeleştirilmiş, ritüelleştirilmiş dini deneyimler olarak görülmelidir –
ki bunlar öngörülemeyen ve tahmin edilemeyenle – yabanıllıkla- tekrar bağ
kurmak, onu hatırlayıp deneyimlemek isteyen eski yogiler ve şamanların
uyguladıkları çok daha yabani silkeleme ve titreme partiklerinin gölgesinde
kalır. Bu yabanıllık bizim gerçek
spiritüelliğimiz, sonsuza dek mutlu, ekstatik, özgür, çıplak, limitsiz,
anarşik, sınırsız neşe – gerçek biz.
Yazan: Sharon Gannon
No comments:
Post a Comment