Sunday, October 8, 2017

2017 Güz-Kış programı

İstanbul'daki güncel Jivamukti Yoga Open Class programı:

Perşembe
19:15-20:30 Hillside Etiler, Begüm
19:45-21:15 Yogatime Osmanbey, Yeliz

Cuma
18:30-20:00 Yoga8 Nişantaşı, Begüm
18:30-20:00 HariOm Kadıköy, Hülya

Cumartesi
14:00-15:30 Yogatime Osmanbey, Begüm


Dersten önce güncel programı yoga stüdyolarının sayfalarından kontrol etmenizi tavsiye ederiz.

Derste görüşmek üzere,
Yeliz

Saturday, April 5, 2014

E-mail grubuma katılmak ister misiniz?

Merhaba,

Artık Jivamukti Yoga İstanbul grubuma özel bir e-mail grubum var. Yaklaşan etkinliklerden haberdar olmak, en güncel ders bilgileri ve haberler için e-mail grubuma buraya tıklayarak katılabilirsiniz.

Sevgiler,
Yeliz

Sunday, February 24, 2013

Ayın Teması - Şubat 2013



Silkele Bebeğim
“Silkele bebeğim, haydi, dön ve bağır” *
  *şarkı John Lennon tarafından söylenmiştir

Güney Hindistan’da küçük bir kasabadayım.  Hava boğucu.  Öğleden sonra olmuş ve ufacık, toprak zeminli  bir  odada, dört başka kişiyle beraber paslı metalden bir banka oturmuş doktoru bekliyoruz.  Arkadaşıma destek olmak için geldim.  Son bir haftadır kendini hiç iyi hissetmiyordu.  Bütün vücudunun ağırdığını söylüyor, canı yemek yemek istemiyor ve sabahları uyanmakta zorluk çekiyor. Sadece fiziksel olarak yorgunluk hissetmekle kalmayıp, aynı zamanda da duygusal olarak çökmüş hissediyor kendini, tekrarlayan bir “ne yararı var ki?” duygusu başının üstünde bir kara bulut gibi dolanıyor.  En sonunda doktor bizi ofisine çağırıyor.  Sorunun ne olduğunu soruyor ve arkadaşım da kendini nasıl hissettiğini anlatıyor.  Sonra doktor cevabını bildiğimiz bir soru soruyor:  Kendini daha iyi hissetmek istiyor musun? Ve arkadaşım buna “evet” diye cevap veriyor. “O zaman kalk ve ayaklarını aç, dik dur, kollarını aşağı sarkıt” diye emir veriyor, ve arkadaşım her ne kadar doktorun sesinin tonundan irkilmiş olsa da dediklerini yapıyor. “Şimdi titremeye ve silkelenmeye başla, sağ ayağını yerden kaldır ve silkele, sonra sol ayağını, şimdi herbir elini ve kolunu, başını silkele, çeneni rahat bırak, etrafta dolan, hareket et, yere yat ve yuvarlan, hareket et, vücudunu esnet, durma, şimdi ayağa kalk ve tüm vücüdunu silkele” diyerek bir taraftan da el çırpmalarıyla arkadaşıma tempo tutuyor.  O arkadaşımı bu şekilde hiç durmadan en az beş dakika boyunca hareket ettirip silkeletirken ben bir köşede oturmuş sadece izliyorum.  Sonra “Tamam, şimdi daha iyi hissedeceksin, 20 rupimi verin lütfen” diyor.  Ödeyip Ayurvedik klinikten çıkıyoruz- ikimiz de kontrol edemediğimiz kahkahalara boğuluyoruz.  Arkadaşım rahatsızlığından kurtuldu. Hastalığı üzerinden silkeleyip attı diyebiliriz.

Yoga’nın kardeş ilmi sayılan Ayurveda, bir hastalığı iyileştirmede başvurulacak ilk yol olarak çoğu zaman vücudunuzu silkelemeyi tavsiye eder.  Silkelenmek ilaç niyetine kullanılabilir.  İstemli bir silkelenmyele sadece kan dolaşımını değil, prana dolaşımını da hızlandırıyoruz – tüm hayatı oluşturan ve birbirine bağlayan evrensel enerji gücünü.  Prana aktığı zaman, etkileri kendini daha iyi hissetme, iyimserlik ve hatta ekstazi olarak hissedilebilir.  Silkelenmek, hayatın temel canlılığını ortaya çıkarmak için kullanılabilir: eski ve bilinçsiz varolma yöntemlerin silkeleniyor ve sonrasında amaçlarını tekrar belirleyebiliyorsun, ki temelinde kapatma fikri ve bunun pratikte uygulanması olan  kısıtlanmiş bir kültürde bu radikal ve devrimci bir davranıştan başka bir şey değildir- bu kapatma fikrinin bazı örnekleri, hayatımızda normal olarak gördüğümüz her şey olabilir: entegre tesislerdeki hayvanlar, kafeslerdeki kuşlar, tasmalardaki köpekler, atların üzerindeki eğer ve dizginler,  arazideki çitler, sıra sıra ekilmiş ağaçlar, bonsai ağaçları, barajlı nehirler ve aynı zamanda sıkışık apartman dairelerinde ve evlerde yaşayan insanlar, mülklerinin çizgileri kesin sınırlarla belli, tabi bir de giydiğimiz elbiseler ve ayakkabılar içinde hareket özgürlüğü engellenmiş bedenlerimizin kısıtlanmışlığı ve kapatılmışlığı var.

Yoga’nın amacı mokşa’dır, yani özgürlük.  Yoga uygulamaları sayesinde var olan kültürü parçalara bölebilir, ve gerçekte olduğumuz yabani varlıkları yeniden diriltebiliriz.  Yoganın gelişmesi artan şehirleşmeye karşı bir tepkiydi, ki bu şehirleşme hayvanları ve toprağı sömürmeye odaklanmıştı – evcilleştirerek, köleleştirerek ve kapatarak –  ve bu süreçte biz de evcilleştik, köleleştik ve kapatıldık.  Bugün birçok insan kendi bedenlerinin içinde hapsolduklarını hisseder ve dolu dolu bir hayat yaşamanın yollarını bulamazlar – kafalarında hapsolup  boyunlarından aşağı bedenlerinin bilgeliğini kabul etmezler ve sonuçta eğlence ve stimülasyonu tüketmekte bulmaya çalışırlar- alışveriş, televizyon, yeme ve içme, hepsi sadece bir şeyler hissedebilmek için.

Silkelenmeyi bir iyileştirme aracı olarak kullanmak yeni bir şey değil ve oldukça evrensel.  Nairobi yakınlarında bir Masai köyündeyken Masai savaşçılarının yukarı aşagı zıplayıp gülümsemeleri kahkahalara dönüşene kadar devam ettiklerini, ve bu yolla diğer hayvanlar, toprak ve gökyüzü ile tekrar bağ kurduklarına şahit oldum.  Pasifik Kuzeybatı Amerika kıyılarında, silkelenip titremeyi Tanrı’yla doğrudan bağlantı kurmanın yolu olarak uygulayan bir yerli Amerikalı Shaker ailesi ile yaşadım.   İstanbul’a gittim ve Sufi dervişlerinin ölüm korkusuyla yüzleşip bu korkuyu alt etmek için saatlerce döndüğünü gördüm.  Yine de bu örneklerin tümü maddeleştirilmiş, ritüelleştirilmiş dini deneyimler olarak görülmelidir – ki bunlar öngörülemeyen ve tahmin edilemeyenle – yabanıllıkla- tekrar bağ kurmak, onu hatırlayıp deneyimlemek isteyen eski yogiler ve şamanların uyguladıkları çok daha yabani silkeleme ve titreme partiklerinin gölgesinde kalır.  Bu yabanıllık bizim gerçek spiritüelliğimiz, sonsuza dek mutlu, ekstatik, özgür, çıplak, limitsiz, anarşik, sınırsız neşe – gerçek biz.

Yazan:  Sharon Gannon

Monday, December 31, 2012

Ayın Teması - Ocak 2013


Vibhuti - Gücün Yolu

     Güçlü ve barışçıl olanların topluluğuna hoşgeldiniz.  Kabilemiz, Mahatma Gandi, Martin Luther King ve John Lennon gibi barışçıl değişimin tüm ileri görüşlü liderlerinin bayraktarlığını yapıyor. Beklemekte olduğumuz kişiler sizlersiniz.  Sen dünyayı değiştirebilirsin.  Ben bunu nasıl yapabilirim diye sorabilirsin. Cevap, “ben” olarak bildiğin “sen” bunu yapamazsın, ama özdeki sen – BEN- bedenlerimiz ve zihinlerimiz yoluyla dünyayı etkileyen barışçıl dönüşüm için bir güçtür.  O zaman yapmamız gereken ilk iş, kendimizi değişimin bir enstrümanı haline getirmek, o değişimin ta kendisi olarak.  İhtiyaç duyulan değişim nedir? En azından şu, ben-merkezcilikten başkası-merkezciliğe doğru bir kayma.  Bu, yani kendimizi başkalarında görmek , barış gücünün yönetilmesinde ilk adımdır  ve kabilenin izlediği yoldur.  Bir sonraki adım: Dünya üzerindeki tüm hayat biçimleri için beşikten mezara dek güvenlik. 
     Dünyada sorumluluklarımız var, ve en önemli üçü şunlardır:
  • ·        Canlılardan – tüm türlerden –  oluşan bütün aileye karşı sorumluluk
  • ·        Toprak Ana’ya – doğal hayata – karşı sorumluluk (toprak, hava, su, ateş ve boşluktan oluşur)
  • ·        Dünya liderliğine ve kamu yararının refahına olan sorumluluk
Kültürümüzün güç kavramının iki cephesi vardır. Güç, ölüm dahil olmak üzere gözlemlediğimiz herhangi bir değişimin nedeni olarak alınır, aynı zamanda da değişime neden olabilecek, içteki atıl bir kuvvettir, kas gücü veya irade gücü gibi. İnsanlar, gücü zorlamayla, baskıyla, hilekarlıkla, manipülasyon ve ölümle karıştıran tek türdür.  “Barış-gücü”ne ulaşabilmek ve sorumluluklarımızı yerine getirebilmek için bu yanılgıyı düzeltmemiz gerekiyor.   Gerçek gücümüz, cana yakınlığımızın gücüdür, başkalarına nazik olmanın gücüdür, Bir’in gücüdür, Sevgi’nin gücüdür. 
Bu değişimi nasıl gerçekleştirebiliriz? En önemli adımi tüm bedenlerin arınmasıdır – fiziksel, enerjetik, duygusal, zihinsel ve nedensel bedenlerin. Yoga uygulamalarımız bizi her katmanda arındırarak barışçıl savaşçılar olabilmemizin yolunu açar.
Yogiler binlerce yıldır kendilerini ve dolayısıyla da hepimizin içinde yaşadığı dünyayı tekrar oluşturmak için hep aynı teknikleri kullanırlar. Yoga Sutraları’nda Patancali, yoga uygulamasının sonucunun güç (vibhuti) olduğunu öğretiyor:
  • ·        Sonsuz olasılıklardan oluşan gökyüzünde uçma gücü
  • ·        Kıskançlık, hırs ve kendine güvensizlik canavarlarına görünmez olma gücü
  • ·        Evrenin yüce kuvvetlerini bilme gücü
  • ·        Güneşi, ayı ve yıldızları hareket ettiren güç
  • ·        Bütün bu güçleri tüm varlıkların refahı için kullanabilme gücü
Bu güçler, hepimizin paylaştığı bu dünyayı değiştirebilir. 
İstikrarlı bir yoga pratiği sayesinde güçlü bir dinginlik ve neşe geliştireceksiniz, ki bu da size, tüm varlıklarla beraber barışçıl bir uyum içinde beraber yaşadığımız bir dünya vizyonunu dile getirmenizi sağlayacak.
İstikrarlı bir yoga pratiği sayesinde, Yeryüzü’nü manipüle edilecek ve uysallaştırılacak bir şey olarak gören eski inanışın üstesinden gelerek,  O’nun kendi Varlık’ınıza olan paha biçilmez bağına herkesin gözlerini açacak  güçlü bir vizyon geliştireceksiniz.
İstikrarlı bir yoga pratiği sayesinde, küçük bir kesimin zenginleştirilmesi yerine herkesin refahını savunan güçlü bir vatandaş haline geleceksiniz. 
İstikrarlı bir yoga pratiği sayesinde, kendinizi güçlendirecek ve bu gücü, dünyanın bu mükemmel vatandaşının eylemlerine kanalize edebileceksiniz.
-  

-        - David Life
(İngilizce orijinalinden çeviren: Yeliz Utku Konca. Metnin orijinaline ulaşmak için: http://www.jivamuktiyoga.com/fms/index.html)

Monday, June 4, 2012

Ayin Temasi Haziran 2012


Mantra ile barisik olmak

Yoga’nin ozu, bedende rahat, zihinde huzurlu, ve hayatta yararli olmaktir.
-Swami Satchitananda

            Spirituel olarak gelismis bir yogi ile karsilastiginizda, onun ne kadar huzur dolu, bedeni ve kendini icinde buldugu herhangi bir durumla ne kadar barisik oldugunu gorursunuz. O her zaman sakin ve rahattir. Yogi zihni ve bedeniyle barisiktir, cunku kendini var olan bedeni ve zihni ile ozdeslestirmez; onun yerine, kendini sonsuz varolusla ozdeslestirir, zamanin otesinde olanla, sevginin kendisi olanla, kosulsuz ve sinirsiz cosku ile. Bir yogi bu asamaya nasil gelir?

            Mantra, meditasyon ve asana, hayatin gelgitleriyle barisik olmamiza yardimci olur. Asana pratigi yaptigimizda, veya oturup meditasyon yaptigimizda, tum dusuncelerin, duygularin ve hislerin gelmesine izin veririz, ve sonra onlari serbest birakiriz; zamanla bu dusunce, duygu ve hisleri icsel bir mantra soyleme ile degistiririz, ve zaman icinde uygulamalarin yaridmiyla da goreceli varolusun gelgitleriyle barisik olma duygusu gelir. Varolusun gelip gecici dogasiyla barisik olmak, spirituel olarak evrimlesmis birinin gostergesidir. Meditasyon yaparken ve asana pratigi yaparken oldugu kadar “gunluk hayat” kosullarinda da mantra soylemek, farkindaliginizi bir kapalilik duygusundan bir genislemeye dogru goturur.

            Mantra soylemek buyulu bir sekilde etkili olabilir. Buyu, herhangi bir sey hakkindaki alginizin degismesiyle olur. Bir seyi bir sekilde goruyorsunuz, ve sonra buyulu bir sekilde bu sey sekil degistirip bambaska bir sey seklinde gorunuyor, belki de ilk dusundugunuz seyden cok ciddi bir sekilde farkli bir sey olarak. Mantra algimizi olagan gerceklikten kozmige, daha yuksek bir gerceklige, gercek gerceklige, gercekten gercek olana goturebilir. Gercekten gercek olan sonsuzdur, siradan, goreceli gerceklik ise sonsuz degildir, gelir ve gecer; bazi gunler mutlusunuzdur, bazi gunler huzunlu, bazi gunler yorgun olursunuz, bazi gunler olmazsiniz; zihninizin durumu ve duygulariniz dalgalanir, inisler ve cikislar gelip gecer. Hayat inisli cikislidir, bu Doga’nin dogasidir, hayatin dogasi; onun degisken karakteri bir sorun yaratmamalidir, her anin gelip gitmesini isteyip onun gelip gitmesine izin vermelisiniz, ama kendinizin bir pingpong oyunun ortasinda inislerle cikislar arasinda bir oraya bir buraya savrulmanizi onleyecek bir yolunuz olmali.

            Kendi tercihlerimizin, bizim mutlulugumuza ve Yoga’ya ulasmamiza engel olabilecegini soyluyor Patanjali.  Tercihlerimizi raga ve dvesha olarak tanimliyor. Raga, sevdiginiz seylere ve durumlara bagli olmayi anlatiyor, dvesha ise sevmediginiz seylerden ve sizi rahatsiz eden durumlardan uzaklasma istegini.  Yani surekli olarak sevmediginiz seylerden uzaklasip sevdiginiz seylere tutunmaya ve bunlarin pesinden gitmeye calisirsiniz, ve bu cok yipratici olabilir, cunku hayat her zaman mukemmel degildir.  Hava durumu degisecek, bir kaza olacak, veya asik oldugunuz insan sizi hayal kirikligina ugratarak gunun birinde aci veren bir sey soyleyecek. Ne yapabilirsiniz? Bircok insan, aslinda cogu normal insan, savas veya terk et sendromuna yonelir:  kendilerini uzen veya zor bir durumla karsilastiklarinda ya savasirlar, ya da oradan kacarak uzaklasirlar. Negatif kelimeler ve dusuncelerle tepki verirler, ve siginmak icin en kolay ve rahat gelen yola basvururlar, ama cok gecmeden bu kisa yollu cozumun onlari uzun zaman icin tatmin etmedigini gorurler ve cok gecmeden yine rahatsiz ve huzursuz olurlar, ve yine bir arayisa girerler, kendilerinin disinda bir mutluluk ve rahat ararlar. Bu yontem hicbir zaman ise yaramaz, cunku huzur ve mutluluk bizim icimizdedir, ve bunlari ilk once icimize bakmadan disimizda aramak da eninde sonunda hayal kirikligina ugratir. Mantra soylemek, icimize dogru, dis cevrenin gelgitleriyle sarsilmayan bir huzur ve rahatlik yerine dogru, yonelmenin bir yontemidir. Mantralar bize sorunlu bir zihnin uzerinden atlama imkani verir.

            Mantranin potansiyel gucunu deneyimlemenin kolay bir yolu, kendinizi stresli veya rahatsiz bir durumda buldugunuzda veya biri size kotu bir sey soylediginde, sessizce mantra soylemektir. Ofkeyle karsilik vermek, kotu seyler soylemek (veya dusunmek), yermek veya kendinizi cekmek yerine, sessizce Hare Krishna Hare Rama demeyi deneyin, veya size kutsal gelen herhangi bir isim soylemeyi, veya sadece “serbest birak” sozcuklerini tekrarlamayi. Bu sekilde kendinizi Suclama’dan uzaklastirirsiniz. Suclama ve onun kuzeni ofke, bizi kurbanlara donusturur, ve kurbanlar hicbir zaman mutlu veya huzur dolu veya kendileriyle barisik olmazlar.  Ornegin erkek veya kiz arkadasiniz size aci veren bir sey yaptiginde veya soylediginde, parlamak yerine sessizce mantranizi soyleyin, veya yuruyse/kosuya/bisiklet turuna cikip mantranizi soyleyin.  Cok gecmeden nefesiniz mantranin ritmine burunur, ve zihniniz sakinlesmis olur. Zihninizi sakinlestirdiginizde berrak bir sekilde dusunebilir ve sizi uzdugunu dusundugunuz kisiye yardim etme yollari aramaya baslayabilirsiniz, boylece yararlanilmis olmak yerine yayarli olabilirsiniz.

            Krishna Das’in da sarkisinda dedigi gibi “Evet, Tanri gercek, ve sonunda onun varliginda yasamanin yolunu buldum, ve her sey isminde sakli… Hare Rama Rama Ram, Sita Rama Rama Ram… ve her sey isimde sakli”

-Sharon Gannon

Wednesday, May 2, 2012

Merhaba! Jivamukti Yoga Istanbul, Turkiye'deki Jivamukti Yoga sertifikali yoga egitmenleri tarafindan hazirlanan bir blog. Burada Turkiye'deki, ozellikle de Istanbul'daki Jivamukti Yoga dersleri ve etkinlikleri hakkinda guncel bilgiler bulabilir, ve Jivamukti Yoga ile iliskili her sey hakkinda yazilar okuyabilirsiniz. Hosegeldiniz!