İstanbul'daki güncel Jivamukti Yoga Open Class programı:
Perşembe
19:15-20:30 Hillside Etiler, Begüm
19:45-21:15 Yogatime Osmanbey, Yeliz
Cuma
18:30-20:00 Yoga8 Nişantaşı, Begüm
18:30-20:00 HariOm Kadıköy, Hülya
Cumartesi
14:00-15:30 Yogatime Osmanbey, Begüm
Dersten önce güncel programı yoga stüdyolarının sayfalarından kontrol etmenizi tavsiye ederiz.
Derste görüşmek üzere,
Yeliz
Jivamukti Yoga İstanbul
Sunday, October 8, 2017
Saturday, April 5, 2014
E-mail grubuma katılmak ister misiniz?
Merhaba,
Artık Jivamukti Yoga İstanbul grubuma özel bir e-mail grubum var. Yaklaşan etkinliklerden haberdar olmak, en güncel ders bilgileri ve haberler için e-mail grubuma buraya tıklayarak katılabilirsiniz.
Sevgiler,
Yeliz
Artık Jivamukti Yoga İstanbul grubuma özel bir e-mail grubum var. Yaklaşan etkinliklerden haberdar olmak, en güncel ders bilgileri ve haberler için e-mail grubuma buraya tıklayarak katılabilirsiniz.
Sevgiler,
Yeliz
Sunday, February 24, 2013
Ayın Teması - Şubat 2013
Silkele Bebeğim
“Silkele bebeğim,
haydi, dön ve bağır” *
*şarkı John Lennon
tarafından söylenmiştir
Güney Hindistan’da küçük bir kasabadayım. Hava boğucu. Öğleden sonra olmuş ve ufacık, toprak
zeminli bir odada, dört başka kişiyle beraber paslı
metalden bir banka oturmuş doktoru bekliyoruz. Arkadaşıma destek olmak için geldim. Son bir haftadır kendini hiç iyi
hissetmiyordu. Bütün vücudunun
ağırdığını söylüyor, canı yemek yemek istemiyor ve sabahları uyanmakta zorluk
çekiyor. Sadece fiziksel olarak yorgunluk hissetmekle kalmayıp, aynı zamanda da
duygusal olarak çökmüş hissediyor kendini, tekrarlayan bir “ne yararı var ki?”
duygusu başının üstünde bir kara bulut gibi dolanıyor. En sonunda doktor bizi ofisine çağırıyor. Sorunun ne olduğunu soruyor ve arkadaşım da
kendini nasıl hissettiğini anlatıyor.
Sonra doktor cevabını bildiğimiz bir soru soruyor: Kendini daha iyi hissetmek istiyor musun? Ve
arkadaşım buna “evet” diye cevap veriyor. “O zaman kalk ve ayaklarını aç, dik
dur, kollarını aşağı sarkıt” diye emir veriyor, ve arkadaşım her ne kadar
doktorun sesinin tonundan irkilmiş olsa da dediklerini yapıyor. “Şimdi
titremeye ve silkelenmeye başla, sağ ayağını yerden kaldır ve silkele, sonra
sol ayağını, şimdi herbir elini ve kolunu, başını silkele, çeneni rahat bırak,
etrafta dolan, hareket et, yere yat ve yuvarlan, hareket et, vücudunu esnet,
durma, şimdi ayağa kalk ve tüm vücüdunu silkele” diyerek bir taraftan da el
çırpmalarıyla arkadaşıma tempo tutuyor. O arkadaşımı bu şekilde hiç durmadan en az beş
dakika boyunca hareket ettirip silkeletirken ben bir köşede oturmuş sadece
izliyorum. Sonra “Tamam, şimdi daha iyi
hissedeceksin, 20 rupimi verin lütfen” diyor. Ödeyip Ayurvedik klinikten çıkıyoruz- ikimiz
de kontrol edemediğimiz kahkahalara boğuluyoruz. Arkadaşım rahatsızlığından kurtuldu. Hastalığı
üzerinden silkeleyip attı diyebiliriz.
Yoga’nın kardeş ilmi sayılan Ayurveda, bir hastalığı
iyileştirmede başvurulacak ilk yol olarak çoğu zaman vücudunuzu silkelemeyi
tavsiye eder. Silkelenmek ilaç niyetine
kullanılabilir. İstemli bir
silkelenmyele sadece kan dolaşımını değil, prana dolaşımını da hızlandırıyoruz –
tüm hayatı oluşturan ve birbirine bağlayan evrensel enerji gücünü. Prana aktığı zaman, etkileri kendini daha iyi
hissetme, iyimserlik ve hatta ekstazi olarak hissedilebilir. Silkelenmek, hayatın temel canlılığını ortaya
çıkarmak için kullanılabilir: eski ve bilinçsiz varolma yöntemlerin
silkeleniyor ve sonrasında amaçlarını tekrar belirleyebiliyorsun, ki temelinde kapatma
fikri ve bunun pratikte uygulanması olan kısıtlanmiş bir kültürde bu radikal ve
devrimci bir davranıştan başka bir şey değildir- bu kapatma fikrinin bazı
örnekleri, hayatımızda normal olarak gördüğümüz her şey olabilir: entegre
tesislerdeki hayvanlar, kafeslerdeki kuşlar, tasmalardaki köpekler, atların
üzerindeki eğer ve dizginler, arazideki
çitler, sıra sıra ekilmiş ağaçlar, bonsai ağaçları, barajlı nehirler ve aynı
zamanda sıkışık apartman dairelerinde ve evlerde yaşayan insanlar, mülklerinin
çizgileri kesin sınırlarla belli, tabi bir de giydiğimiz elbiseler ve ayakkabılar
içinde hareket özgürlüğü engellenmiş bedenlerimizin kısıtlanmışlığı ve
kapatılmışlığı var.
Yoga’nın amacı mokşa’dır, yani özgürlük. Yoga uygulamaları sayesinde var olan kültürü
parçalara bölebilir, ve gerçekte olduğumuz yabani varlıkları yeniden
diriltebiliriz. Yoganın gelişmesi artan
şehirleşmeye karşı bir tepkiydi, ki bu şehirleşme hayvanları ve toprağı
sömürmeye odaklanmıştı – evcilleştirerek, köleleştirerek ve kapatarak – ve bu süreçte biz de evcilleştik, köleleştik
ve kapatıldık. Bugün birçok insan kendi
bedenlerinin içinde hapsolduklarını hisseder ve dolu dolu bir hayat yaşamanın
yollarını bulamazlar – kafalarında hapsolup boyunlarından aşağı bedenlerinin bilgeliğini
kabul etmezler ve sonuçta eğlence ve stimülasyonu tüketmekte bulmaya
çalışırlar- alışveriş, televizyon, yeme ve içme, hepsi sadece bir şeyler
hissedebilmek için.
Silkelenmeyi bir iyileştirme aracı olarak kullanmak yeni bir
şey değil ve oldukça evrensel. Nairobi
yakınlarında bir Masai köyündeyken Masai savaşçılarının yukarı aşagı zıplayıp
gülümsemeleri kahkahalara dönüşene kadar devam ettiklerini, ve bu yolla diğer
hayvanlar, toprak ve gökyüzü ile tekrar bağ kurduklarına şahit oldum. Pasifik Kuzeybatı Amerika kıyılarında,
silkelenip titremeyi Tanrı’yla doğrudan bağlantı kurmanın yolu olarak uygulayan
bir yerli Amerikalı Shaker ailesi ile yaşadım.
İstanbul’a gittim ve Sufi
dervişlerinin ölüm korkusuyla yüzleşip bu korkuyu alt etmek için saatlerce
döndüğünü gördüm. Yine de bu örneklerin
tümü maddeleştirilmiş, ritüelleştirilmiş dini deneyimler olarak görülmelidir –
ki bunlar öngörülemeyen ve tahmin edilemeyenle – yabanıllıkla- tekrar bağ
kurmak, onu hatırlayıp deneyimlemek isteyen eski yogiler ve şamanların
uyguladıkları çok daha yabani silkeleme ve titreme partiklerinin gölgesinde
kalır. Bu yabanıllık bizim gerçek
spiritüelliğimiz, sonsuza dek mutlu, ekstatik, özgür, çıplak, limitsiz,
anarşik, sınırsız neşe – gerçek biz.
Yazan: Sharon Gannon
Monday, December 31, 2012
Ayın Teması - Ocak 2013
Vibhuti - Gücün Yolu
Güçlü ve barışçıl olanların topluluğuna hoşgeldiniz. Kabilemiz, Mahatma Gandi, Martin Luther King
ve John Lennon gibi barışçıl değişimin tüm ileri görüşlü liderlerinin bayraktarlığını
yapıyor. Beklemekte olduğumuz kişiler sizlersiniz. Sen dünyayı değiştirebilirsin. Ben bunu nasıl yapabilirim diye sorabilirsin.
Cevap, “ben” olarak bildiğin “sen” bunu yapamazsın, ama özdeki sen – BEN-
bedenlerimiz ve zihinlerimiz yoluyla dünyayı etkileyen barışçıl dönüşüm için
bir güçtür. O zaman yapmamız gereken ilk
iş, kendimizi değişimin bir enstrümanı haline getirmek, o değişimin ta kendisi
olarak. İhtiyaç duyulan değişim nedir?
En azından şu, ben-merkezcilikten başkası-merkezciliğe doğru bir kayma. Bu, yani kendimizi başkalarında görmek , barış
gücünün yönetilmesinde ilk adımdır ve
kabilenin izlediği yoldur. Bir sonraki
adım: Dünya üzerindeki tüm hayat biçimleri için beşikten mezara dek güvenlik.
Dünyada sorumluluklarımız var, ve en önemli üçü şunlardır:
- · Canlılardan – tüm türlerden – oluşan bütün aileye karşı sorumluluk
- · Toprak Ana’ya – doğal hayata – karşı sorumluluk (toprak, hava, su, ateş ve boşluktan oluşur)
- · Dünya liderliğine ve kamu yararının refahına olan sorumluluk
Kültürümüzün güç kavramının iki cephesi vardır. Güç, ölüm
dahil olmak üzere gözlemlediğimiz herhangi bir değişimin nedeni olarak alınır,
aynı zamanda da değişime neden olabilecek, içteki atıl bir kuvvettir, kas gücü
veya irade gücü gibi. İnsanlar, gücü zorlamayla, baskıyla, hilekarlıkla,
manipülasyon ve ölümle karıştıran tek türdür. “Barış-gücü”ne ulaşabilmek ve
sorumluluklarımızı yerine getirebilmek için bu yanılgıyı düzeltmemiz
gerekiyor. Gerçek gücümüz, cana yakınlığımızın
gücüdür, başkalarına nazik olmanın gücüdür, Bir’in gücüdür, Sevgi’nin gücüdür.
Bu değişimi nasıl gerçekleştirebiliriz? En önemli adımi tüm
bedenlerin arınmasıdır – fiziksel, enerjetik, duygusal, zihinsel ve nedensel
bedenlerin. Yoga uygulamalarımız bizi her katmanda arındırarak barışçıl
savaşçılar olabilmemizin yolunu açar.
Yogiler binlerce yıldır kendilerini ve dolayısıyla da
hepimizin içinde yaşadığı dünyayı tekrar oluşturmak için hep aynı teknikleri
kullanırlar. Yoga Sutraları’nda Patancali, yoga uygulamasının sonucunun güç
(vibhuti) olduğunu öğretiyor:
- · Sonsuz olasılıklardan oluşan gökyüzünde uçma gücü
- · Kıskançlık, hırs ve kendine güvensizlik canavarlarına görünmez olma gücü
- · Evrenin yüce kuvvetlerini bilme gücü
- · Güneşi, ayı ve yıldızları hareket ettiren güç
- · Bütün bu güçleri tüm varlıkların refahı için kullanabilme gücü
Bu güçler, hepimizin paylaştığı bu dünyayı değiştirebilir.
İstikrarlı bir yoga pratiği sayesinde güçlü bir dinginlik ve
neşe geliştireceksiniz, ki bu da size, tüm varlıklarla beraber barışçıl bir
uyum içinde beraber yaşadığımız bir dünya vizyonunu dile getirmenizi
sağlayacak.
İstikrarlı bir yoga pratiği sayesinde, Yeryüzü’nü manipüle
edilecek ve uysallaştırılacak bir şey olarak gören eski inanışın üstesinden
gelerek, O’nun kendi Varlık’ınıza olan
paha biçilmez bağına herkesin gözlerini açacak güçlü bir vizyon geliştireceksiniz.
İstikrarlı bir yoga pratiği sayesinde, küçük bir kesimin
zenginleştirilmesi yerine herkesin refahını savunan güçlü bir vatandaş haline
geleceksiniz.
İstikrarlı bir yoga pratiği sayesinde, kendinizi
güçlendirecek ve bu gücü, dünyanın bu mükemmel vatandaşının eylemlerine
kanalize edebileceksiniz.
-
(İngilizce
orijinalinden çeviren: Yeliz Utku Konca. Metnin orijinaline ulaşmak için: http://www.jivamuktiyoga.com/fms/index.html)
Monday, June 4, 2012
Ayin Temasi Haziran 2012
Mantra ile barisik olmak
Yoga’nin ozu,
bedende rahat, zihinde huzurlu, ve hayatta yararli olmaktir.
-Swami
Satchitananda
Spirituel
olarak gelismis bir yogi ile karsilastiginizda, onun ne kadar huzur dolu,
bedeni ve kendini icinde buldugu herhangi bir durumla ne kadar barisik oldugunu
gorursunuz. O her zaman sakin ve rahattir. Yogi zihni ve bedeniyle barisiktir,
cunku kendini var olan bedeni ve zihni ile ozdeslestirmez; onun yerine, kendini
sonsuz varolusla ozdeslestirir, zamanin otesinde olanla, sevginin kendisi
olanla, kosulsuz ve sinirsiz cosku ile. Bir yogi bu asamaya nasil gelir?
Mantra,
meditasyon ve asana, hayatin gelgitleriyle barisik olmamiza yardimci olur.
Asana pratigi yaptigimizda, veya oturup meditasyon yaptigimizda, tum
dusuncelerin, duygularin ve hislerin gelmesine izin veririz, ve sonra onlari
serbest birakiriz; zamanla bu dusunce, duygu ve hisleri icsel bir mantra
soyleme ile degistiririz, ve zaman icinde uygulamalarin yaridmiyla da goreceli
varolusun gelgitleriyle barisik olma duygusu gelir. Varolusun gelip gecici
dogasiyla barisik olmak, spirituel olarak evrimlesmis birinin gostergesidir.
Meditasyon yaparken ve asana pratigi yaparken oldugu kadar “gunluk hayat”
kosullarinda da mantra soylemek, farkindaliginizi bir kapalilik duygusundan bir
genislemeye dogru goturur.
Mantra
soylemek buyulu bir sekilde etkili olabilir. Buyu, herhangi bir sey hakkindaki
alginizin degismesiyle olur. Bir seyi bir sekilde goruyorsunuz, ve sonra buyulu
bir sekilde bu sey sekil degistirip bambaska bir sey seklinde gorunuyor, belki
de ilk dusundugunuz seyden cok ciddi bir sekilde farkli bir sey olarak. Mantra
algimizi olagan gerceklikten kozmige, daha yuksek bir gerceklige, gercek
gerceklige, gercekten gercek olana goturebilir. Gercekten gercek olan
sonsuzdur, siradan, goreceli gerceklik ise sonsuz degildir, gelir ve gecer;
bazi gunler mutlusunuzdur, bazi gunler huzunlu, bazi gunler yorgun olursunuz,
bazi gunler olmazsiniz; zihninizin durumu ve duygulariniz dalgalanir, inisler
ve cikislar gelip gecer. Hayat inisli cikislidir, bu Doga’nin dogasidir,
hayatin dogasi; onun degisken karakteri bir sorun yaratmamalidir, her anin
gelip gitmesini isteyip onun gelip gitmesine izin vermelisiniz, ama kendinizin
bir pingpong oyunun ortasinda inislerle cikislar arasinda bir oraya bir buraya
savrulmanizi onleyecek bir yolunuz olmali.
Kendi
tercihlerimizin, bizim mutlulugumuza ve Yoga’ya ulasmamiza engel olabilecegini
soyluyor Patanjali. Tercihlerimizi
raga ve dvesha olarak tanimliyor. Raga, sevdiginiz seylere ve
durumlara bagli olmayi anlatiyor, dvesha ise sevmediginiz seylerden ve sizi
rahatsiz eden durumlardan uzaklasma istegini. Yani surekli olarak sevmediginiz seylerden uzaklasip
sevdiginiz seylere tutunmaya ve bunlarin pesinden gitmeye calisirsiniz, ve bu
cok yipratici olabilir, cunku hayat her zaman mukemmel degildir. Hava durumu degisecek, bir kaza olacak,
veya asik oldugunuz insan sizi hayal kirikligina ugratarak gunun birinde aci
veren bir sey soyleyecek. Ne yapabilirsiniz? Bircok insan, aslinda cogu normal
insan, savas veya terk et sendromuna yonelir: kendilerini uzen veya zor bir durumla karsilastiklarinda ya
savasirlar, ya da oradan kacarak uzaklasirlar. Negatif kelimeler ve
dusuncelerle tepki verirler, ve siginmak icin en kolay ve rahat gelen yola
basvururlar, ama cok gecmeden bu kisa yollu cozumun onlari uzun zaman icin
tatmin etmedigini gorurler ve cok gecmeden yine rahatsiz ve huzursuz olurlar,
ve yine bir arayisa girerler, kendilerinin disinda bir mutluluk ve rahat
ararlar. Bu yontem hicbir zaman ise yaramaz, cunku huzur ve mutluluk bizim
icimizdedir, ve bunlari ilk once icimize bakmadan disimizda aramak da eninde
sonunda hayal kirikligina ugratir. Mantra soylemek, icimize dogru, dis cevrenin
gelgitleriyle sarsilmayan bir huzur ve rahatlik yerine dogru, yonelmenin bir
yontemidir. Mantralar bize sorunlu bir zihnin uzerinden atlama imkani verir.
Mantranin
potansiyel gucunu deneyimlemenin kolay bir yolu, kendinizi stresli veya
rahatsiz bir durumda buldugunuzda veya biri size kotu bir sey soylediginde,
sessizce mantra soylemektir. Ofkeyle karsilik vermek, kotu seyler soylemek
(veya dusunmek), yermek veya kendinizi cekmek yerine, sessizce Hare Krishna
Hare Rama demeyi deneyin, veya size kutsal gelen herhangi bir isim soylemeyi,
veya sadece “serbest birak” sozcuklerini tekrarlamayi. Bu sekilde kendinizi
Suclama’dan uzaklastirirsiniz. Suclama ve onun kuzeni ofke, bizi kurbanlara
donusturur, ve kurbanlar hicbir zaman mutlu veya huzur dolu veya kendileriyle
barisik olmazlar. Ornegin erkek
veya kiz arkadasiniz size aci veren bir sey yaptiginde veya soylediginde,
parlamak yerine sessizce mantranizi soyleyin, veya yuruyse/kosuya/bisiklet
turuna cikip mantranizi soyleyin.
Cok gecmeden nefesiniz mantranin ritmine burunur, ve zihniniz
sakinlesmis olur. Zihninizi sakinlestirdiginizde berrak bir sekilde dusunebilir
ve sizi uzdugunu dusundugunuz kisiye yardim etme yollari aramaya
baslayabilirsiniz, boylece yararlanilmis olmak yerine yayarli olabilirsiniz.
Krishna
Das’in da sarkisinda dedigi gibi “Evet, Tanri gercek, ve sonunda onun
varliginda yasamanin yolunu buldum, ve her sey isminde sakli… Hare Rama Rama
Ram, Sita Rama Rama Ram… ve her sey isimde sakli”
-Sharon Gannon
Wednesday, May 2, 2012
Merhaba! Jivamukti Yoga Istanbul, Turkiye'deki Jivamukti Yoga sertifikali yoga egitmenleri tarafindan hazirlanan bir blog. Burada Turkiye'deki, ozellikle de Istanbul'daki Jivamukti Yoga dersleri ve etkinlikleri hakkinda guncel bilgiler bulabilir, ve Jivamukti Yoga ile iliskili her sey hakkinda yazilar okuyabilirsiniz. Hosegeldiniz!
Subscribe to:
Comments (Atom)